|
şener yıldız Yazmış:
|
nerdesiniz
vanlılar nerdesınız? yokluk mu yoksunluk mu? sessizlik korkuları uyandırır, sesinizle, özleminizle, duygularınızla burda paylaşımlarınızı beklıyoruz...
|
|
|
akın turgut Yazmış:
|
cevap yokmu
SİZ HİÇ SİTEYİ AÇMIYOSUNUZ 1AYDIR 10 YAZI GÖNDERDİM YAW...
|
|
|
yusuf turgut Yazmış:
|
kim vestanı özlemez ki
vestan güzel bir yerdir. hele hele van gölü dünyanın en güzel gölü ve en büyük gölüdür van gölü.ben kaçkere gitmeme rahmen hiç doyamadım.
|
|
|
sinan çiftçi Yazmış:
|
vestan,lara kurban olunmazı....
heval,e bı rumet murat. inanırmısın o kadar etkilendimki beni alıp götürdün ARARAT,A ZİLAN,A o güzellik kokan vATAN,ma.. sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.heval başarılarının devam etmesi temennimdir.zor spas.
|
|
|
murat turgut (vestan) Yazmış:
|
BENDE VESTANI OZLEDIM
Zamanın girdaplarında yaşarken, yaşam vantuz kadar çekici ve korkunç geliyor insana. Bedeli ağır olan şeydir yaşamak. Öldükçe yaşıyorsun, yaşadıkça da ölünüyor. Sen baş eğmez manzaralara dalıp giderken, içindeki kavga senden habersiz ortalığı toz dumana katmıştır bile. Suskunluğun içindeki kavganın görkemindendir bilirim.
Yorulmak bilmez arsız zamanlar. Yorulmak bilmez ömürler. Yorulmak bilmez kavgalar. Aklının ucundan bile geçemeden, yılıp gider ömürler. Kaç ömür, kaç ölüm sığdırdım bir hayata bir bilsen. Ama tek bir şey sığdıramadım, ömrüm o kadar küçülmüş ki!
Büzülür içim, dağ başı şehirleri dar gelir. Başım alıp gitmek isterim, Ciloları, Munzurları ve Araratları aşarak. Hayatın bayatladığı kentleri terk ederek ardıma bakmadan gitmek en büyük arzuya dönüşüyor.
Hallac-ı Mansur mu olmalı, Nesimi mi, yoksa nerden geldiği belli olmayan, nereye gideceği belli olan ama kim olduğu belli olmayan bir Lawké Xerip mi olmalı? Oysa yüreğimin Vestan'ı ayaklar altında şimdi bir bilsen! Nuhlar terk etmiş çoktan vestan'ı. Hayat taşıyan gemiler şimdi virane kentlere dönmüş bir bilsen!
Binyıllar öncesinin dağ başı cenk meydanlarında vurulmak, körelmiş gizli patikalarından yeniden geçmek, bazen uçurumlardan düşüp parçalanmak, bazen çığlardan, sellerden senin aklının ucundan bile geçmeyecek şekillerde yitip gitmek, bazen kurda kuşa yem olmak istiyorum.
Bazen bir çobanın kavalında hiç bitmeyen bir ezgi olmak, bazense kekik tadındaki zozanlarda esmek isterim.
Kelimeler de ömürler gibi sadece birer kaptır, içine ne koyacağına ve ne sığdıracağına sen karar verirsin. Ama çoğu kelimelerin içi boş, kelimeler anlam tutmaz olmuş çoğu ömürler gibi. Oysa ömür gizemdir, gizemlidir. Ömür bir şifredir, herkesin çözemeyeceği.
En işlek bir işçi pazarında daha kalabalık görünür, içimdeki tenha sokaklar. Tanrısal yalnızlıklara gebe bir ömür. Göz kırpar yalnızlığım şen şakrak. Şifreler deşifredir tüm bakmalarımda. Gözlerim bu nedenle yorgun ve bitkindir. Hayata çırılçıplak bakma erdemi en lanetli şey mi bu ömre bahşedilen? Giymeli mi gizleyen ve bir başka gösteren elbiseleri, takmalı mı parmak izi göstermeyen eldivenleri. Lanet kuytularına mahkûm bir yürek mi taşımalı.
Ey lanetlenmiş ülkenin çocukları!
Ey kendini arayan kayıp insanlar!
Ey görmeyenler!
Ey duymayanlar!
Ey bilmeyenler!
Ülkenize dönün!
İçinize dönün!
Çırılçıplak yüreğinizle, gerçeğinizle, umut ve hayallerinizle yüz yüze kalma cesareti edinin. Üstünüze çekilmiş o lanet örtüleri yırtıp atın, yakın ve küllerini savurun. Beynimize, yüreğimize ve üstümüze çekilmiş o lanet örtüler yok edilmedikçe, ruhumuzdaki prangalardan kurtulamayacağız. Ruh bizim olmadıktan sonra, beden de hep başkalarının olacaktır.
Kutsanmış lanetliklerdir ruhumuzdaki prangalar.
Onu tek bir güç parçalayabilecektir…
O her şeye muktedir olandır…
Onsuz olunamayandır…
Yeni yolculuklar gebe yürek…
vestan’sız bir Lawké Xerib olayım mı demeli?
Oysa kaç yıl tükettim vestan'ın yollarında bir bilsen!
Ama pişman olmadım.
Bin ömür daha da olsa, alnından öpüp kurban eyleyeyim.
Yeter ki bitmesin, özlemi vestan’nın.
|
|